Len Terani Beni göremezsin Heykel Rölyef
Len Terani – Göremeyecek Kadar Meşgulüz
Pişmiş toprak rölyef, oksit patina ve altın varak
Kısa duvar metni
Kalabalığın başları aynı açıyla aşağı eğilmiş; her yüz, avucundaki ekrana doğru kapanır. Üstte yarılmış altın bir daire ve o yarığa doğru uzanan tek bir altın kol… Eserde “Len terani” (Arapça: لن ترانی / “Beni göremezsin”) sözü, bir yasak değil bir durum tespiti olarak okunur: Kutsal saklı değil; biz bakmadığımız için görünmez. Başını kaldırabilen tek kişi, ışığa doğru yol bulur.
Uzun açıklama
Bu rölyef, bakışın yönü üzerinden modern çağın en derin ikilemini anlatır:
Gözlerimiz doludur, ama görme alanımız dardır. Figürler neredeyse dua eder gibi eğilir; ancak dua nesnesi, avuçtaki ekrandır. Bu toplu eğiliş, insanın kendi merkezinden uzaklaşmasını ve dikkatin kolonileştirilmesini imler.
Kompozisyonun ortasındaki yarık, yukarıda altın bir küreyi (ışık/güneş/tecelli) çatlatır ve aşağıya doğru iner; kintsugi’yi çağrıştıran altın damar, kırığın saklanmak yerine hakikati açığa çıkaran bir hat olduğunu söyler. Kalabalığın içinden uzanan altın kol, bakışını çevirebilen tek bedenin iradesidir: Işığa doğru ilerleme, kalabalığı “yarma” cesareti. Burada Musa’nın denizi yarması ve dağın parçalanmasına dair anlatılar, günümüze içsel bir coğrafyaolarak taşınır: Deniz kalabalıktır, dağ egodur; yol ise dikkatin yön değiştirmesidir.
“Len terani” sözü bu bağlamda tersine çevrilir:
Tanrı görünür değildir çünkü biz görünür kılmayız; ışığa bakmak yerine ekrana bakarız. Eser, kutsalı gündelik hayatın dışına sürmeyi değil, tam tersine gündeliğin içinde tekrar fark etmeyi önerir. Altın kolun parlaklığı, toprağın mat yüzeyinde vicdanın titreşimi gibi yankılanır: Bir kişi başını kaldırdığında, kalabalığın karanlığında bir yarık açılır ve ışık içeri sızar.
Sembolik okuma (özet)
-
Aşağı eğilen başlar: Gaflet / dikkat esareti / modern ikonlar.
-
Altın daire + yarık: Tecelli, hakikat; kırıkla açılan görme imkânı.
-
Altın kol: İrade, yön değiştirme; “bakışını kaldırma” eylemi.
-
Siyah–altın karşıtlığı: Dünya gürültüsü ↔ nur/uyarı.